Anasayfa | Şiir Ekle | Şair Ekle | İletişim

a | b | c | ç | d | e | f | g | h | ı | i | j | k | l | m | n | o | ö | p | r | s | ş | t | u | ü | v | y | z


4 . kural  

sürdük geceye yıldızları  
ışıktan yollar döşedik  
ve damla damla erirken yıldızlarımız  
toprak damlı evlerde umut sönerken  
başladık yeniden güneşten döllenmeye  
ıssız bir acıya bin süngü birden batarken .  
 
yıkılanlar oldu bu sıra  
korku  
çürümüş bir beyin olarak  
kafalarda yatarken  
dağ başlarında kurşunlandılar  
doğan bir çocuğa armağan oldu adları  
unutuldular  
korkuları unutulmadı .  
 
kent yorgunu paslı bir alkol gecesine  
kitaptan  
katliam gibi korkan general gecelerine  
radyolara  
radarlara  
ajans haberlerine  
ve  
burjuva düşlerine yıkıldılar .  
 
dağlar bir acılı masaldır artık  
ve üniversite  
kan davalarından arta kalan bir feodaldir  
gelinler ağlayarak girer gerdeğe  
türkü söylemesini bilmez çocuklar  
gözlerim bin yaşında evliya türbeleri  
sen yoksun diye…  
 
 
söz: orhan kotan  
müzik: ahmet kaya  

ahmet kaya  



(393 kez okundu)

1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-21-22-23-24-25
-
26-27-28-29-30-31-32-33-34-35-36-37-38-39-40-41-42-43-44-45-46-47-48-49-50
-
51-52-53-54-55-56-57-58-59-60-61-62-63-64-65-66-67-68-69-70-71-72-73-74-75
-
76-77-78-79-80-81-82-83-84-
site map (RSS)

Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir.
www.siir-sair.com

 
Şiir: 2811

şiir
ve
şarkı sözü
sitesi

siir-sair.com

ahmet kaya
( malatya , 1957 - paris , 16 kasım 2000 ) dibine vurmuş gecelerden geldim . . . yalanım yok . . . bir cebimde küfür , bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım . hepinizin gurbetindeyim şimdi . . . eyvallah ! . . ahmet kaya , malatya'da beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak 1957 yılında dünyaya geldi . mensucat işçisi bir baba , çocuklarını yetiştirmekle yükümlü bir anne ve diğer dört kardeşle birlikte geçen çocukluk . . . babası , neredeyse onun boyu kadar olan bir bağlama ile eve geldiğinde mutluluğun bu olduğunu düşünür . dokuz yaşındadır daha . 24 temmuz işçi bayramı'nda sahneye çıkarırlar onu , bir daha unutmaz bunu . . . yaz tatillerinde , ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalışır . 'başar ağabey'yi tutuklanınca ahmet , küçük bağlaması ile ilk bestesini yapar: '' bir wolksvagen alacağım , adını ‘başar' koyacağım '' der . . . ruhi su'nun plaklarını satın alan ahmet kaya , bol paçalı pantolonlar giyen uzun saçlı 68'lilerden etkilenen gençir artık . . . mensucat fabrikasından emekli olan babası , daha iyi bir yaşam için istanbul'a göç eder . istanbul/kocamustafapaşa'ya yerleşirler . ahmet kaya'nın ilk izlenim ‘korkudur . ahmet kaya , ortaöğrenimini tamamlamaya çalışırken yetmişli yılların toplumsal çatışmalarının farkına varmardı . ora'dan gelmiş olmanın farklılığını , bu yeni kültür ve yaşam biçimi ile içiçe yaşar . türküler , devrimci marşlar , ruhi su ve zülfü livaneli'den müzikal anlamda etkilendiğini inkar etmez , ama kedi sesini arar . bütün boş zamanlarda bağlama çalıp şarkılar söyler . ilk bestelerini bugünlerde yapar . boğaziçi üniversitesi'nde bir panelede ruhi su'yla karşılaşır . ustayı çok sevse de yetmeyen birşeyler vardır ahmet kaya için , bunu ifade etmeye çalışır ruhi su'ya . ruhi su'nun 'mahsus mahal' türküsünü kendince yorumlar o'na . bağlamanın sapını tutan ruhi su , 'böyle bağlama çalınmaz ! ' der . oysa ahmet kaya asi . farklı birşeyler yapmak ve kendini aramaktadır . yıllar sonra verdiği ilk resitalin afine 'bağlama böyle de çalınır' 'i spota çıkaracaktı . seksenli yılların başı talihsizliklerle geçer . evliliği biter , bebeği ondan ayrı büyümeyecektir ve çok zordur . bu dönem bestelerinin olgunlaştığı dönemleridir bu yıllar . sadece müzikle kendini ifade eden ahmet kaya , 1985 yılına geldiğinde kararını verir . 'zamanıdır' deyip , oltuğunun altında şarkılarını alıp , unkapanı'nın yolunu tutar . dinleyenlerin hiçbir kategoriye koyamadığı bu müziğe kimse yüz vermez . sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar . ama hemen toplatılır . yapılan itiraz sonuç verir . olay gazetelere yansır , ahmet kaya'nın ‘ağlama bebeğim' adlı albümü danıştay kararıyla serbestir artık ! ' bu arada . üniversite öğrencileri , dar gelirliler , 12 eylül darbesinden nasibini almış - çeşitli kesimlerden tutuklu yakınları , türkiye'de demokrasiyi yeniden inşa etmeye kararlı kitle örgütleri , sivil toplum kuruluşları ahmet kaya'nın dinleyici profilini oluşturur . kısa bir süre sonra ikinci albümü '' acılara tutunmak '' ı yapar . ahmet kaya , edindiği toplumsal , siyasal duyarlılıkla üretim yapmaktadır , peşpeşe albümler çıkarmaktadır . üçüncü albümü o sıralar tutuklu olan ve idamla yargılanan nevzat çelik'in 'şafak türküsü' şiirini besteler , aynı zamanda albümün de adıdır 'şafak türküsü' . üllkenin gündemindeki idam cezaları ve hapishanelerde bulunan binlerce insanın ve onların ailelerinin içinde bulunduğu durumu şarkılaştırmıştır . . . 'an gelir' isimli dördüncü albümünde atilla ilhan , hasan hüseyin ve ülkü tamer'in şiirlerini besteleyen ahmet kaya , yeni arayışlar içerisine girmiş , besteciliği ile ilgili kendisini epeyce geliştirmiştir . ilk üç albümde aranjör olarak kendi çabalarının yanı sıra sezer bağcan , oğuz abadan gibi isimlerle çalışan ahmet kaya , dördüncü albümde osman işmen ile çalışmaya başlar ve bu beraberlik uzun yıllar sürer . . . beşinci albümünde ünlü şairlerin yanı sıra yeni bir isimle , yusuf hayaloğlu'yla çalışmaya başladı . hayaloğlu'yla beraberlik , ahmet kaya müziğinde uzun ve verimli bir çalışmanın başlangıcını oluşturur . 'yorgun demokrat' isimli bu albüm , gerek dönemi gerekse içeriği bakımından yine türkiye'nin toplumsal gidişatına denk düşmüş ve 12 eylül döneminin etkisini üzerinden atmaya çalışan milyonlarca demokratın durumunu dile getirmiştir . albüm çalışmalarına paralel olarak halk konserleri de yapar ahmet kaya . gösterilen ilgi , katılım ve çoşkuya rağmen , ülkenin birçok yerinde ‘sakıncalı' bir şarkıcıdır artık o . dinleyicisiyle buluşamamak onu üzmektedir . . . konserde kendisine bağlamasıyla eşlik eden ahmet koç'la altıncı albümü olan 'sevgi duvarı '' nın hazırlıklarına başlar . can yücel'in aynı isimli şiirini bestelemiş olan ahmet kaya , bu albümü ‘vazgeçilmezlerim' dediği yusuf hayaloğlu ve osman işmen'siz hazırlar ve bu arada 'resitaller' adını verdiği albümde canlı konser kayıtlarını toplar . 'iyimser bir gül' adını taşıyan yedinci albümü , türkiye doksanlı yıllara adımını atmış , ahmet kaya gündemi ile ülke gündemi yine örtüşmüştür . yeniden yusuf hayaloğlu ve osman işmen' le çalışmaya başlar . albümün adı 'başkaldırıyorum'dur . olgunluk çağında ülkesinin içinde bulunduğu olumsuzluklara , mevcut gidişata ve sistemin hoşnut olmadığı her yanına şarkılarla müdahale etmeye çalışan bir 'muhalif'tir artık . . . başı , zaman zaman derde girer , birçok yerde konser verememenin yanı sıra albümleri ‘sakıncalı' bulunup kısmen de olsa toplatılır . bu sürecin şarkılarına yansıması kaçınılmazdır . yeni albümün adı 'başım belada'dır o yüzden . ahmet arif , atilla ilhan ve yusuf hayaloğlu'nun şiirleri ve şarkı sözleri ahmet kaya müziği ile biraraya gelir . bu arada ağırlıkla türk halk müziği'nden örneklerin yer aldığı 'resitaller 2' adlı albümü yayınlanır . onuncu albümü 'dokunma yanarsın' ile birlikte hayatında bir takım değişiklikler gündeme gelir . bu yeni süreçte de milyonluk satışlara imza atan kaya , 1993'te onbirinci albümü 'tedirgin'i çıkarır . ertesi yıl çıkardığı 'şarkılarım dağlara'da hemen hemen tüm şarkı sözlerinin altına da imzasını atar . albüm , 'kum gibi' , 'ağladıkça' , 'saza niye gelmedin' gibi parçalarla satış rekorları kırarak ahmet kaya diskografisinde ayrı bir yere sahip olur . toplumsal - kültürel gelişmelerin getirdiği etkileri üretkenliğe çeviren ahmet kaya , 1995 yılında onüçüncü albümü 'beni bul' u çıkartır . sesinin rengini ve olgunluğunu günün teknik imkanlarıyla yeniden deneyerek , ağırlıkla eski şarkıların yeni düzenledi . 1996 tarihli 'yıldızlar ve yakamoz' bu arada ortaya çıkar . bunu , 1998 yılında yusuf hayaloğlu ve osman işmen'den oluşan çekirdek kadroyla hazırladığı 'dosta düşmana karşı' izler . 'gak production' isimli bir yapım firması da kuran kaya , kent ozanları isimli çağdaş halk müziği yapan bir grup ve on yıldır asistanlığını yapan çetin oraner'in albümlerine de yapımcı olarak imza atar . profesyonel süreci boyunca onun müziğine çeşitli isimler bulunmuşsa da ahmet kaya , kendisini hep toplumcu - gerçekçi sanat kategorisinde görmüştür . dünyada ‘protest müzik' olarak tanımlanan bu türün ülkemizdeki önemli temsilcilerinden olan ahmet kaya'nın en belirgin ve ayırdedici tarafı , müziğindeki geleneksel motiflerin ve ulusal kültür değerlerinden yola çıkmasıdır . toplumsal süreçten kopmammış , olmuştur . türkiye'nin siyasal ve toplumsal gidişatına paralel bir müzik seyri izlemiştir . türkiye'de her söylediği söz ve şarkısı olay olan ahmet kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu . bu baskılara rağmen kaya , kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi ve mücadele etti . kaya hakkında , yurtdışında verdiği konserlerde 'vatana ihanet' suçlamasıyla 3 ayrı dava açıldı . bu davalardan biri geçtiğimiz günlerde sonuçlandı ve kaya'nın 3 yıl 9 ay hapis cezası kesinleşti . diğer iki davada ise , duruşmalara katılmadığı ve ifade vermediği için kaya hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi . kaya'nın çıkardığı kasetlerin bazılarının isimleri şöyle: '' ağlama bebeğim , tedirgin , acılara tutunmak , şafak türküsü , an gelir , yorgun demokrat , başkaldırıyorum , dokunma yanarsın , adı bahtiyar , başım belada , şarkılarım dağlara , yıldızlar ve yakamoz , beni bul ve dosta düşmana karşı . '' 1980'lerde nevzat çelik'in ”penceresiz kaldım anne / saçlarına yıldız düşmüş , koparma anne” 'şafak türküsü' şiirini türküleştirerek patlama yaptı a . kaya . karyerinde “ağladıkça” isimli türkünün büyük bir yeri oldu . aram dinkjian'ın bestelediği bu türkü , sanatçıya sağ veya sol görüşlü farketmeksizin milyonlarca dinleyici kazandırdı . kaya , son olarak gazeteciler derneği'nde yaptığı konuşmada “kürtçe bir klip çekmek istiyorum ve bunu yayımlayacak bir televizyon kanalı arıyorum” deyince ikitelli medyanın hışmına uğradı ve yüzünden fransa'ya gitmişti . 16 kasım günü sabah saat altıda topragından uzakt kalp krizi geçirip öldü . o paris komünarlarıyla pere lachais mezarlıgında yatarken bize duruşu ve sesi kaldı .